Yazan: Cemâlnur Sargut

Kâbe-i Vechin Tavâf Etmekteyim…

Efendim, Hazret-i Peygamber’in tenezzülüyle bir güzel Dost Gecesi’ni daha idrak ettik. Allah sevgililerine, Peygamber’e gösterdikleri aşk, sevgi ve Peygamber adı altında İslâm’a gösterdikleri lûtuf ve İslâm’ın mânâsını yücelten hakikatlerini anma şerefine nâil olduk. Çok büyük birini, Rene Guenon’u, Abdülvâhid Yahya Beyefendi’yi anmak lûtfu bize nasip oldu. İbrahim Kalın Beyefendi’yi anmak da nasip oldu. Kendisinin İslâmofobya […]

“İnsan Allah’ı Sevdikçe Kulu Sevmeyi De Öğreniyor”

  Öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz? Çok şükür büyük bir lûtuf olarak ben mutasavvıf bir ailenin içine doğdum. Kendimden çok ailemi anlatabilirim çünkü bana çok örnek oldular. Hayatta hiçbir şeyin problem olmadığı bir ailede büyüdüm. Çok büyük felâketler, sıkıntılar geldi başımıza fakat bizim evde düğün bayram gibi geçti. Annem hâdiselerin hep negatif taraflarını silip pozitif […]

“İnsân-ı Kâmil, hâliyle öğreticidir”

Cemâlnur Sargut’la Söyleşi Müge Doğan: Hocam, Ken’ân Rifâî Hazretleri “Herkesin sahip olduğu isim onun mürebbîsidir, âmiridir” diyor. Buna göre Rab ismini açar mısınız bize? Cemâlnur Sargut: Herkes ancak kendindeki Allah’ın ismi sayesinde Allah’ı idrak edebilir ve herkesin varacağı nokta kendindeki isimdir. Ama herkes, Allah’ın kendindeki ismini tecellî ettirip ortaya çıkarınca, ölü olan kısmı, yani vücut […]

“Allah bizi aşk şehidi yapsın!”

Şehâdet,“Allah yolunda öldürüleni sakın ölü sanma, bilâkis onlar Rableri katında diridirler”âyet-i  kerîmesinde buyrulduğu gibi Allah’ın, kuluna ebedî diriliği nasip ettiği ve cemâlini görme lûtfuna eriştirdiği büyük bir makam… Bu sayımızda Cemâlnur Sargut Hocamızın sohbetlerinden ve tasavvuf derslerinden şehâdete ve şehâdetin hikmetine dâir bazı sözlerini sizlere takdim ediyoruz. Şehâdet zaten bir şekilde Allah’ı çok rahat görebilmek, […]

“Sonbahar bizi tekrar yaza hazırlar…”

Cemâlnur Sargut’la Söyleşi Her Nefes Dergisi, 2009 yılının Ekim sayısı ile yayın hayatına başlamış ve bu sayıda Cemâlnur Sargut Hocamızla yapılan röportajın konusu da sonbahar olarak belirlenmişti. Bir başlangıçtan ziyade bir sonlanışı ifâde ettiğini düşündüğümüz sonbahar mevsimi, ilginç bir şekilde ilk sayıya can veren sözlerin kaynağını oluşturuyordu. Bu yıl sonbahara girerken o ilk sayımızdaki sözleri […]

Umre Hakkında

Kâbe’nin üç sütunu dört köşesi vardır. Yani Fâtiha’nın yedi âyeti insanın cemâlinde olan yedi işaret demektir ki ateş, hava, su ve topraktan ibaret dört unsur ile akıl, ruh ve nefse işarettir. Bu üç sütun, Peygamberimiz’in üç özelliği üzere yapılmıştır: “Müctebâ”, “Murtazâ”, “Mustafâ!” Bir kimse ki şerîat, tarîkat, hakîkat ve mârifet derecelerinden geçerek temizlenirse, bu makamları […]

“Kenan Rifâî Bize Allah Aşkını Öğretti”

– “Rahmet Kapısı” Uluslararası Kenan Rifâî Sempozyumu – Açılış konuşması – Yılın, hatta yüzyılların en büyük mutasavvıflarından bir tanesi, tevhid anlayışının sultanı, peygamber yolunun yolcusu bir büyük mürşid-i kâmil Kenân er-Rifâî Hazretleri. Bizim hayatımızdaki rolünü kelimelerle anlatmak mümkün değil. Ama O’nun dünyaya yayılışını kendi ağzından dinlersek, “İndifâ eden bir yanardağın lâvlarını tutacak bir el ayası […]

“Dünyayı Kurtaracak Olan, Tasavvuf Anlayışıdır”

Efendim, önce merhabalar… Çok mutluyum tabiî; altmış üç yıllık aşkım, hayâlim bugün gerçekleşiyor ve şu anda ciddi söylüyorum, dünyada mücâhid olarak İslâm’a hizmet eden dört kişiyle aynı masada olmaktan da çok büyük şeref duyuyorum. Bu dostlar İslâm için çalışıyorlar. Benim gibi ömürlerini İslâm’a adamışlar. Carl (Ernst) hatırlıyor mu bilmiyorum ama bizim Carl ile kardeşliğimiz 2000’li […]

“Sâmiha Ayverdi, reaksiyon insanı değil, aksiyon insanıydı.”

Cemâlnur Sargut’la Söyleşi   Kendisini tanımlamak üzere “mutasavvıf”, “edebiyatçı” ve “mütefekkir” gibi sıfatları kullandığımız ve ardından kullandığımız her bir sıfatı, kuru ve yetersiz bulduğumuz Sâmiha Ayverdi, Mart ayı içerisinde vefâtının 22. yıldönümünü idrak edecek olmamız dolayısıyla çok şükür bir kere daha dergimizi şereflendiriyor. Kendisinin talebesi olarak hocasının ilmini bugüne aksettiren bir öğretmenle, CemâlnurSargut’la, bu sayımız […]

Hicret

Allah buyuruyor ki; “Ve onlardan önce (Medine’yi) yurt edinmiş olup kalplerinde îman yerleşmiş olanlar, kendilerine hicret eden kimseleri severler.” Hicret Arapça’da ayrılık demektir. İç mânâsıyla ise nefsten ruha göçmek, kötü huyları terkederek Peygamber’in ahlâkıyla ahlâklanmaktır. Peygamber’in hicreti, vakti gelene bunun nasıl olması gerektiğini göstermek içindir. Peygamber, Bekke olan vücûdunda ruhunun hakîkatini ortaya çıkarmak üzere Medine’ye […]