Ne Haber? Harakâni Hazretleri’nin Huzurunda

Bundan birkaç yıl önce uçağımız Erzurum’a inip de başımızda Cemâlnur Hocamız olduğu hâlde bizi oradan alan ve Kars’a doğru götüren otobüslere bindiğimizde gökyüzünde parlak bir güneş vardı. O tatlı bahar gününde Kars’a doğru yol alırken hayatımıza yeni bir can katacak olan Harakânî Hazretleri’ni henüz tanımıyorduk. Kars’a varınca târifsiz lezzetteki bir kokuyla kokan huzurlarında mest olmuş ve bizi sabah Erzurum’da karşılayan parlak güneşin mânâsının aslen kendileri olduğunu idrak etmiştik. O gün bugündür, yüreğimizin bir köşesi her zaman Kars için attı ve hâlen de atmakta…

Cemâlnur Hocamız, o günden bugüne sık sık Kars’a dâvet olunuyor ve bu sultanın mânâsını anlamaya ve hâkim kılmaya hizmet etmek maksadıyla düzenlenen toplantılarda konuşmalar yapıyor.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da, Kafkas Üniversitesi Ebu’l Hasan Harakânî Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Seyid Ebu’l Hasan Harakânî Vakfı’nın birlikte tertiplediği bir program gerçekleştirildi. Bu seneki programın konusu “Ebu’l Hasan Harakani’de Civanmertlik” idi. 24-25 Ekim 2013 tarihlerinde Kars’da Evliya Câmii’nin yerleşkesinde bulunan Ebu’l Hasan Harakânî Kültür Merkezi’ndeki programın açılış panelinde bir konuşma yapan hocamız, orada bulunuşumuzun sebebini bütün misafirler için şu şekilde açıkladı:

“Kula, yani Allah’ın ahâlisi, Allah’ın haremi olan insanlığa hizmet etmeden Allah bizi kabul etmiyor. Belki mutasavvıfların bizlere öğretmek istedikleri bu. Hizmet edin… Halka hizmet edin! Sabah kalkıp gözünü açıp bugün kime hizmet edeceğim diyen bir sultan için buraya toplandık. Halka hizmeti Hakk’a hizmet bilen bir sultan için toplandık. İbâdetin en önemlisini, namazın hakikatini insanlık âlemine hizmette bulan bir sultan için toplandık.”

Cemâlnur Hocamız, toplantıya ismini veren civanmertlik kelimesini de şerh etti: “Civan”lık kulluk, “mert”lik ise kutupluk… Kendilerinin açıklamalarından öyle hissettik ki, kulluk halka hizmet ile gerçekleşiyor… Ve yine öyle algılıyoruz ki, kutupluk, kulluğu gerçek mânâda gerçekleştirebilen, hiçliği hissedip yaşayabilen hakiki erlerin makamıdır. Hocamız, İbn Arabî Hazretleri’nin Harâkânî Hazretleri’nin mânâsını açan şu açıklamalarıyla sürdürüyor konuşmasını:

“Kutup bir bakıma Âdem’den kıyamete kadar tek kişidir, o da Hz. Muhammed’dir. Fakat O’nun mübârek varlığı şeklî olarak bu âlemden göçtüğünde kutuplar çoğalır. Bu anlamda kutup velî olup gavs ve sâhib’ül vakttir. Bu kutup, hakiki kutbun vekilidir.”

Hocamızın bu açıklamalarından, Hz. Harakânî gibilerin kendi varlıklarından tamamen sıyrılarak Allah’ın nûrunu bu âleme yansıttıklarını bir kere daha öğreniyoruz. Hz. Harakânî gibi sultanların ışığının Allah’ın ışığı olduğunu anlıyoruz. Onlar olmadan ne bizi yaratanı, ne de kendimizi anlayabileceğimizi fark ediyoruz. Böylece kendilerinin huzurunda duyduğumuz huzurun aslında neden bu kadar husûsî bir özellik taşıdığını idrak ediyoruz.

Bir kez daha huzurlarına varabilme niyâzıyla huzurlarından ayrılıyoruz.

The following two tabs change content below.

Melike Türkan Bağlı

Son Yazıları: Melike Türkan Bağlı (Profiline git)

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Yorum Yazın