Sıla-i Rahim

Havadayım, uçuyorum. Çünkü Kars’tayım, Hazreti Harakânî’nin ve atalarımın toprağındayım. Sıla-i rahimdeyim.

Atalarımın hepsi burada doğmuşlar, buranın suyunu içmişler, buranın balını yemişler. İsmail Dedem demirciymiş, demir dövermiş. Şahbaz olan baba dedem ise çiftçiymiş, toprağı ekermiş. Onları hiç görmedim ama hep dinledim, her ikisi de çok mertmiş. Şimdi düşünüyorum da birisini ateş, diğerini toprak o hâle getirmiş olmalı. Rahmet olsun hepsine.

Hazreti Harakânî’nin huzurundayım. Heyecanlıyım…

Yerde yatmakta olan kurbanlık koyuna gözüm takılıyor. Koyunun gözlerindeki huzur ve teslimiyet bir anda beni hem titretiyor hem de ağlatıyor. “Allahu ekber” nidâlarıyla vurulan keskin bıçak darbesine, nefsimin tüm damarlarının kesilmesi için ettiğim niyazlar eşlik ediyor.

Duâlarla açılan sofraya buyur ediliyoruz. Bugün Harakânî Hazretleri’nin sofrasındayız. Bugün bir civanmert ağırlıyor bizi. O civanmert ki, kendisi doğmadan seneler evvel kokusu etrafa yayılan bir er kişi. Oluk oluk akan âb-ı hayat çeşmesinden kana kana içmiş bir er. Tüm susamışlar bu sofranın etrafına toplanmış bekliyorlar.

Bu sofrada hakiki bal var. Bu balın adı fütüvvet balıymış. “Fütüvvet balından tatmak ister misiniz?” diye soruyor Hazret. “Buna cesaretiniz var mı?” der gibi bekliyor. Sessizlik ve gözyaşı hâkim ortamda.

Sonra cesaret veriyor, kerim olanın eteğine yapışırsak nasıl civanmert olabileceğimizi açıklıyor. Soylu savaşçının üzerindeki cübbeyi anlatmaya başlıyor. Cübbenin rengi siyah; yokluğun ve tevâzuun rengi. Belindeki kuşak da gayret kuşağıymış.

Yüce Allah’ın “Ahdinizde durun ki bende ahdimde durayım” dediğini hatırlatıyor Hazret.

Şimdi hicret zamanı; nefsden rûha göçmek, kötü huyları terkederek, Peygamber’in ahlâkıyla ahlâklanmak zamanı.

Şimdi ahde vefâ zamanı!

Ahde vefâ için gayret kuşağının kuşanılması lâzım. Bunun için himmet gerek, himmet için eşikte oturup niyaz etmek gerek, niyaz için de boynunu kesmek gerek. Gözümde yaşlarla uzatıyorum boynumu. Tam o esnâda  cemâli tüm suallerimin cevâbı olan olan canım efendimin dudakları değiyor boynuma. Sâmiha Annenin sesi geliyor gönlüme: “Sizinle bir devir açılmış bulunuyor. Bunun şuurunda olun. Güç, fakat kudsî bir vazifenin yükü omuzlarınızdadır. Ammâ, güçlükleri kolaylığa çeviren Allah, birliğinizi bozmadıkça, şirk ve benliğe düşmedikçe, sizi şer kuvvetlerine karşı muzaffer kılacak, asla mağlup olmaya bırakmayacaktır.”

Yolumuz açık, kılıcımız keskin olsun inşaallah. Âmin.

 

Ülkü Bozkurt

The following two tabs change content below.

Nefes Arşiv

Nefes Akademi; tasavvufî bilginin güvenilir kaynağı...
0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Yorum Yazın